0850 420 96 00
Pzt-Cum 09.00 - 19:30
Cmt 10.00 - 14.00

BASIN & MEDYA

Mynet - Tatil Yorgunluk Olmak Zorunda Değil! Hiç Gemi Seyahatine Çıktınız Mı?

Tatil Yorgunluk Olmak Zorunda Değil! Hiç Gemi Seyahatine Çıktınız Mı?

Tatile gidince ya yoruluyoruz, ya da sıkılıyoruz. Bunun ortası yok mu? Var! Gemi seyahati insanın bir tatilden bekleyebileceği iki büyük şeyi karşılıyor; kafa dinlemek ve yeni yerler görüp keşfetmek.

Tüm yıl “kafa dinlemeye” ne kadar ihtiyaç duyduğumuzdan bahsediyor, “değişiklik” arayışı içine giriyor, sonunda kendimize bir tatil verdiğimizdeyse ikinci günden “tatile geldik yorulduk” demeye başlıyoruz. Tatile gitmekten pişman oluyor ya da tatili kendimize zehir ediyor değiliz elbette ama koşturmayı bırakıp sakinleşmeye, fiziksel olarak da dinlenip tembellik yapmaya ihtiyacı var insanın. İçinde olduğumuz düzenden çıkıp biraz değişiklik, belki biraz heyecan arayışına girdiğimizden, kimseciklerin olmadığı ıssız bir yerde tatil düşündüğümüzde de burada sıkılır mıyım sorusu oluyor kafamızda. Yeniyi görme, farklıyla tanışma, keşfedilmemişi keşfetme isteği duyuyor insan çoğu zaman.

Geçtiğimiz yaz ailemle yaptığım Orta Avrupa turunda bu denklemin sıkıntısını yaşadım. Küçük bir Ege kasabasına gitmek yerine gezmek, yeni yerler görmek istedik. Turla olursa çok kısa bir sürede çok sayıda ülke görebileceğimizi ve bunun daha az yorucu olacağını, rahat rahat otelde kalacağımızı düşündük ama sonuç pek beklediğimiz gibi olmadı. Kısa zamanda çok ülke görmüş olsak da bu tahmin ettiğimizden çok daha yorucu oldu. Otellerin pek iyi olduğunu söyleyemeyeceğim, bunun yanında her ülkede bavul açıp bavul topluyor, daha dinlenemeden sabah erkenden kalkıp tura yetişmeye çalışıyorduk. Çocuklu bir aile için bunun ne kadar zor olacağını düşünemiyorum bile.

Bir yıl boyunca kendinize ait bir iki haftanız olunca yorucu ya da kötü bir deneyim canınızı sıkabiliyor. Bu noktada gemi seyahati insanın bir tatilden bekleyebileceği iki büyük şeyi karşılıyor; kafa dinlemek ve yeni yerler görüp keşfetmek. Ben de bu yüzden cruise seyahatlerini araştırmaya başladım ve MSC Cruises’la 7 günlük bir cruise turuna çıktım. Döndüğümde sadece dinlenmiş değil, kendimi dinlemeyi hatırlayıp başka biri olmuştum. İçinde havuz, basketbol sahası, tiyatro salonu taşıyıp aynı zamanda okyanusta süzülebilen bir şeyin üzerinde giderken 5 farklı limanda durup 5 farklı ülke görüyor olmak insanın unutamayacağı bir deneyim oluyor gerçekten.

Kamaranızda gözünüzü denize açıp güzel bir kahvaltıyla güne başlıyor, yol yorgunluğu yaşamıyorsunuz. Gününüze ister gemide ister gezerek devam edebiliyor, hareket saatinde tekrar yol alıyorsunuz.

 

Sırt çantanızı ya da ailenizi alıp bir yere gittiğinizde, bir tur satın aldığınızda işin en sıkıcı kısmı haline gelen havaalanından şehir merkezine gitme, her şehirden sonra gittikçe ağırlaşan bavulu taşıma, bir güne bin tane şey sığdırıp sağa sola koşturma dertlerinden kurtuluyorsunuz. Bunun yerine sizi gideceğiniz her yere götüren, eşyalarınızın sizinle şehir şehir gezdiği yüzen eviniz üzerinde isterseniz SPA’ya, fitness’a, sinemaya, tiyatroya gidiyor, isterseniz dinlenip güzel bir uyku çekiyor, sabah gözünüzü denize açıyorsunuz. Gece denizin sesiyle uyuyup sabah denizle uyanmak zihninizin ihtiyacı olan huzuru veriyor size.

7 günde 5 farklı ülke görme gibi, normalde büyük ve yorucu bir turdan bekleyeceğiniz bir deneyim yaşayabiliyorsunuz.

Gezmeyi tercih ederseniz bu, sabahtan akşama kadar şehri arşınladığınız, orada olduğunuz saatlere olabildiğince çok şey sığdırmaya çalıştığınız yorucu bir deneyim olmuyor. Hakkında hiçbir bilginiz, tecrübeniz olmadığı ülkelerde rahatça gezebilmenizi sağlayacak, sizin dilinizi konuşan rehberler eşliğinde yerel kültür ve aktiviteleri keşfedebiliyorsunuz. Elbette bu bir şehri baştan sona gezip bitirmek anlamına gelmiyor fakat yine de tanımak isteyebileceğiniz 5 ülkeden birini, bir şehri seçmek için bile harika bir fırsat.

Çocuklu bir aileyseniz tatilden beklentiniz çok sayıda yer görmek ya da dinlenmek olamıyor çoğu zaman. Cruise seyahati tam da ailelerin ihtiyacı olan şey. 

Gemideki mini club’larda dünyanın farklı yerlerinden gelen çocuklar güzel arkadaşlıklar kuruyor, İngilizcelerini geliştiriyorlar. Çok küçük yaşta çocukların da yine yaşıtlarıyla vakit geçirebildiği bir club bulunuyor. Gemideki pek çok detay çocukların güvenliği düşünülerek yapıldığından ailelerin gözü arkada kalmıyor, sorumluluklarından bir süre de olsa uzaklaşıp kafa dinleyebiliyorlar.

Genelde tatillerde ailelerin en büyük beklentilerinden biri de sosyal aktiviteler oluyor. Tatil köylerindeki animasyonlar, show’lar da bu yüzden hep ilgi çekmiştir. Fakat gemideki animasyonlar otel animasyonlarından çok daha profesyonel ekipler tarafından, bir geminin içinde nasıl bulunabildiğini aklınızın almayacağı kadar büyük bir sahnede, büyük prodüksiyonlarla yapılıyor. Seçtiğiniz yemek saatine göre yemekten önce ya da sonra gidebileceğiniz show’ları okyanusun üzerinde giderken izlemek o anı seyahatin en can alıcı anlarından biri yapıyor. Show’dan çıktıktan sonra gemideki farklı konseptte hazırlanmış barlardan birine gidip jazz dinleyebilir ya da disco’ya gidip dans edebilirsiniz.

Gemide casino, mini golf, formula 1 simülasyonu, 4D sinema gibi pek çok farklı aktivite bulunurken fitness, golf, basketbol, voleybol gibi çok sayıda spor aktivitesi de var. Şehrinize döndüğünüzde vücudunuzdaki tüm ağırlığı atıp rahatlamış olmak istiyorsanız SPA merkezini de ilk günden ziyaret edip paketleri öğrenin. Himalayalar’dan getirilmiş tuzla yapılan Himalaya masajından geleneksel Bali masajına, strese karşı yapılan Holistic masaja kadar pek çok farklı masaj var.

 

Tatildeyken kimi insan kendi düzenini arar, kimisi de yeni şeyler denemek ister. Gemideki yemekler her ikisini de karşılıyor. 

Gemide açık büfeden alakart restorana, farklı konseptte kafelerden pastanelere, dünya mutfaklarına kadar pek çok seçenek bulunuyor. 250 kişinin çalıştığı mutfakta Michelin yıldızlı popüler aşçılar, dünya mutfaklarından farklı yemekler yapıyor. Gemi personeli de oldukça ilgili ve güler yüzlü. Pek çok gemide servis personelleri arasında Türk mürettebat da bulunuyor, dolayısıyla dil problemi yaşamıyorsunuz. Restoranda her garsonun kendine ait masası olduğundan size her gün aynı garson servis yapıyor, neyi sevip neyi sevmediğinizi hemen öğreniyor, sizinle arkadaş oluyor.

 

Gemi Seyahatinde Dünya Keşfedilirken Neler Yenilip İçiliyor?

Yurt dışında yemek yemek Türk insanı için hem damak zevki hem de maliyet açısından problemli. Özellikle indiğiniz limanda şehirleri gezerken hiç bilmediğiniz bir yerde yemek yiyecek güvenilir, hem damak zevkinize hem cebinize uygun bir yer bulmak zor olabiliyor. Geminin alakart restoranlarında ya da açık büfesinde sabah alıştığınız düzende peynirinizle, domatesinizle kahvaltınızı yapıp yine gemideki cafelerden birinde Türk kahvenizi içtikten sonra limandan ayrılıp gezinize başlayabilirsiniz. Geziden dönüşte 24 saat açık olan açık büfede ya da saatine göre öğle ya da akşam yemeğinizi yiyebiliyorsunuz. Bu anlamda cruise seyahati harcamalar açısından sürprizlere yer olmayan, her şey dahil sistemi gibi düşünebileceğiniz bir seyahat türü.

Türkiye’de pek yaygın olmayan bir seyahat türü olduğundan genellikle kuşkuyla bakılsa da curise seyahatine bir giden bir daha vazgeçemiyor. Aileler her sene planlarını gemi üzerine yapıyor, yaşlı çiftler katılabildikleri her tura katılıyor, kimileri aylarca gemiden inmiyor, gençler arasında ise gittikçe popülerleşiyor. Ben şehirleri detaylı yürüyerek, her karışını gezerek ve yaşayarak tecrübe edeceğim diyorsanız size göre olmayabilir fakat sadece gemide olma fikri size uzak geldiği için tercih etmeyebilirim diye düşünüyorsanız hemen geri adım atın ve rotanızı hayatınız boyunca unutamayacağınız bir gemi deneyimine doğru çevirin!